“Ben kendimi pazarlama konusunda pekiyi değilimdir” diyor karşımdaki kişi… Kendisi iş dünyasının içinden ve üstelik mesleği de pazarlama!
İçimden ona “İyi halt ediyorsun! Sen daha kendini pazarlayamıyorsun, şu anda başında olduğun ürünü nasıl pazarlayacaksın a şaşkın!” diyorum ve başlıyorum kendini pazarlayabiliyor olmanın kötü bir şey olmadığını anlatmaya.
Aslında mesleği pazarlama olan fakat “kendini pazarlama”nın kötü bir şey olduğunu düşünen bu arkadaşa da kızmamak lazım. Analarımız – babalarımız ve de değerli büyüklerimiz “kendini göstermenin, kendinden bahsetmenin” terbiyesizliklerin başında geldiğini zihnimize kazıyıp durdular, adını da “mütevazılık” koydular. O yüzdendir ki “ben kendimi hiç pazarlayamam” diyenler bu cümleyi büyük bir erdeme sahiplermiş gibi kurarlar.
YANLIŞ!
Özellikle de işi pazarlama olan kişilerin kendilerini pazarlayamamaları mesleki bir ayıp bana göre.
“İşimi çok iyi yapmam kariyerim için yeterlidir” çağını çoktan geride bıraktık. Ne kadar eğitimli, tecrübeli ve ne kadar kabiliyetli olursanız olun bu meziyetlerinizi başkalarına sunmadıkça hiçbir anlam ifade etmeyecektir.
Çok başarılı olduğunuzu düşünüyor, bu düşüncenizin oluşmasını sağlayacak kadar çok çalışıyor, doğru işler yapıyor ve hatta bunu hiç sekteye uğratmadan istikrarlı bir şekilde devam ettiriyorsunuz. Fakat sizinle aynı işi yapan X Bey, sizin başarı performansınızın biraz daha altında bir performansa sahip olmasına rağmen, hatta sizin 12 saat dolu dolu çalışmanıza karşılık onun daha az çalışmasına rağmen patronunuzun gözdesi olmasının, patronunuzun her fırsatta fikrini sorduğu kişi olmasının, sizden daha fazla para kazanıyor olmasının, siz kahve istediğinizde mırın kırın eden çaycının onun her servisine uçarak gidiyor olmasının ve başka şirketlerden daha çok iş teklifi alıyor olmasının mutlaka bir nedeni var.
X Bey yolunda başarıyla ilerlerken siz nerede yanlış yaptığınızı sorguluyor, onun sizden farkının ne olduğunu düşünüp duruyorsunuz değil mi? Sorunun cevabı; “X Bey’in kendi kişisel markasını yaratması, kendi pazarlamasını doğru stratejiler ile yapıyor olmasın sakın?”
Günümüzde kariyer için çok çalışmak ve doğru işler yapmak hiç ama hiç yeterli değil artık. Başarıya giden yol kendinizi bir çalışan olarak değil, bir marka olarak görüp bu markayı doğru pazarlamaktan geçiyor. Ancak altını kalınca çizmekte fayda var. Kendini pazarlamak demek; hava satmak, caka satmak, övünmek, ukalalık yapmak ve hırslarının esiri olmak değildir. Pazarlamanın başarı getirmesi için “ürün” ün mutlaka iyi olması gerekiyor. Kötü bir ürünle insanları maksimum 2 defa kandırabilirsiniz. Dolayısıyla da kişisel pazarlamanızı yaparken de ürününüzün doğru olması gerekiyor. Önce doğru bir ürün oluşturun, sonra pazarlayın.
Yani yazımın özeti şu aslında;
Kendinizi bir marka haline getirdiğinizde ve markanızı pazarladığınızda sürekli olarak aranan, düşünceleri insanlar için önem taşıyan, kişileri yönlendiren, son sözü söyleyen, boşluğu fazlasıyla hissedilen, ismi ve başarısı dilden dile dolaşan kişi olacaksınız.
Demem o ki; “ben kendimi pazarlama konusunda iyi değilimdir” yerine “ben kendimi çok iyi pazarlıyorum” diye gururla söyleyin.
Utanmayın! İnanın bana utanacak hiçbir şey yok!
ALINTIDIR-
GÜLAY AKÇAKOCA
1.2.3.4....98.99.100 önüm aяkam sağım soℓum soв€ çocukℓuğum sakℓanmış biя yeяℓeяe buℓuяsam onu ebe.
12 Kasım 2010 Cuma
5 Ağustos 2010 Perşembe
30 Temmuz 2010 Cuma
Kız Kulesi’nde iftar keyfi 70 TL’den başlıyor...
70 TL den başlayan İftar Ziyafeti Kızkulesi’ nde İstanbul’un imzası Kızkulesi, misafirlerine 360 derece Boğaz manzarası eşliğinde huzur dolu bir iftar sunuyor…
Kız Kulesi Ramazan ayında da geleneksel Türk lezzetlerinden, dünya mutfağına uzanan zengin mönülerini misafirlerinin beğenisine sunmaya devam ediyor. Birbirinden özel iftar mönüleri hazırlayan Kız Kulesi, Ramazan ayı boyunca, misafirlerini iç ve dış mekanında ağırlayacak. Eşsiz atmosferinde, canlı müzik eşliğinde sunulacak Kız Kulesi’nin Ramazan sofrasında, zengin iftariyeliklerin yanı sıra leziz çorbalar, özel hazırlanmış zeytinyağlılar, salatalar, tatlılar ve farklı tatlardaki ana yemekleri içeren 4 ayrı menüden damağınıza uygun olanı seçmek size kalmış.
Gündüzleri müze ve kafeterya, akşamları ise restoran olarak hizmet veren Kız Kulesi’nde, Ramazan ayına özel olarak, gruplar ve şirketlere yönelik özel iftar mönülerde sunuluyor. Kız Kulesi’nde iftar keyfini, dostları ve sevdikleriyle birlikte yaşamak isteyenler, detaylı bilgi için www.kizkulesi.com.tr adresini ziyaret edebilir veya (0216) 342 47 47 numaralı telefondan bilgi alabilir. Kız Kulesi’ne, Salacak’tan ve Kabataş’tan gerçekleştirilen tekne seferleriyle gelinebildiği gibi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin hizmete soktuğu Deniz Taksilerle de ulaşmak mümkün.
Kız Kulesi Ramazan ayında da geleneksel Türk lezzetlerinden, dünya mutfağına uzanan zengin mönülerini misafirlerinin beğenisine sunmaya devam ediyor. Birbirinden özel iftar mönüleri hazırlayan Kız Kulesi, Ramazan ayı boyunca, misafirlerini iç ve dış mekanında ağırlayacak. Eşsiz atmosferinde, canlı müzik eşliğinde sunulacak Kız Kulesi’nin Ramazan sofrasında, zengin iftariyeliklerin yanı sıra leziz çorbalar, özel hazırlanmış zeytinyağlılar, salatalar, tatlılar ve farklı tatlardaki ana yemekleri içeren 4 ayrı menüden damağınıza uygun olanı seçmek size kalmış.
Gündüzleri müze ve kafeterya, akşamları ise restoran olarak hizmet veren Kız Kulesi’nde, Ramazan ayına özel olarak, gruplar ve şirketlere yönelik özel iftar mönülerde sunuluyor. Kız Kulesi’nde iftar keyfini, dostları ve sevdikleriyle birlikte yaşamak isteyenler, detaylı bilgi için www.kizkulesi.com.tr adresini ziyaret edebilir veya (0216) 342 47 47 numaralı telefondan bilgi alabilir. Kız Kulesi’ne, Salacak’tan ve Kabataş’tan gerçekleştirilen tekne seferleriyle gelinebildiği gibi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin hizmete soktuğu Deniz Taksilerle de ulaşmak mümkün.
Etiketler:
boğaz manzarası,
deniz taksi,
dünya mutfağı,
iftar mönüsü,
iftar yemeği,
kabataş,
kafeterya,
kız kulesi,
menü,
müze,
ramazan,
rezervasyon,
salacak,
türk lezzetleri
27 Temmuz 2010 Salı
Aslında insanlar seni hayal kırıklığına uğratmıyor, sadece sen yanlış insanların üzerine hayal kuruyorsun o kadar..
Yanlış insanları kalbinde taşıyarak, güzel hayallerin peşinden giden hayatlar vardır ...Hayal kurmayı, gercek hayatı düsünmekten daha fazla severler onlar...Hayatı ne kadar umutsuz ve istedigi gibi degilse hayalleri o kadar fazladır onların... Hayal kurmak güzeldir, her insan istedigi kadar hayal kurabilir, bütün kural ve dayatmalardan bagımsız, özgürce. Yeter ki yıkıldıgında acıtmasın canını....
Eskiden...çok eskiden...
ESKİDEN;Su musluktan içilir,Ağaçlara tırmanılırdı.Komşuda pişen Bize,Bizde pişen komşuya düşerdi.Sokaklar karanlık,Yıldızlar parlak olurdu.Turşu, salça, mantı Evde yapılır,Karpuz kuyuda soğutulurdu.
Merdiven çıkılır,Aidat ödenmez,Yönetici seçilmezdi.Hayat,Arkası yarın gibiydi,Kesintisizdi.Her gün yaşanacak bir şey vardı....Herkes kendi düşünü kurar,Kendi hayatını oynardı.ŞİMDİ
Herkes Yoğun,Yorgun Ve Tek başına...(Can Dündar)
eskiden küçük bir çocukken vazgeçemediğim bir çok şey vardı...Kontra pedal bisikletim mesela...
oyuncaklarım vardı,almancı komşunun getirdiği, yatarken bile yorganım altında saklardım :)
Sokaklarda don lastiği ile çeşitli lastik oyunlar oynardık..arkadaşlarım canım hiç ayrılmıcaz diye konuşur hep öğretmen doktor olacağız diye havalar atardık, ben gazeteci olacaktım :))
oysa şimdi hayat hepimizi başka yerlere savurdu...!
Eve geç kalınca annem babam gelene kadar sokakta kalma cezası verirdi, valla korkarak beklerdim babacım kızmazdı yinemi dışarda kaldın derdi :) İnatçıydım, çiçek koklayacağım diye 2. kattan düştüm :) koklamasam olmazdı sanki, ağaçlardan çaldığım elmaları yıkamadan yediğimden zehirlenmiştim :)) hatta hızlı sallanan salıncaktan hava olsun diye durdurmadan süperrr bir atlayışla inmek vardı ki hala başımın önünde saçlarımla örttüğüm bir kafa yarığım...
Deliliklerim vardı nerde ne yapacağımı kestiremezlerdi hiç umulmadık anlarda herkesi delirtirdim....eskiden küçük bir çocukken bunlar gibi sayamadığım bir dolu yaşadıklarım..
ama hepsi geride kaldı...eski günleri özleyip iç geçirmek çok zor...eski günleri özleyen herkese...
Sanırım bir çoğumuz çocukluğunun tüplü çikolatasını, kısa eteğini-şortunu, leblebi tozunu, kaldırımda çatapat patlatmalarını, koşturmasını, patavatsızlığını, şekerlerini, misketlerini kaybetti...ama insan istedikçe içindeki çocuk hep yaşama...lı.... büyümenin getirdiği sorumluluklar...yada büyük olmanın avantajları ile içindeki çocuğu beslemeye çalışmalı...O da benim sonuçta....
kayıplarımız kazançtır belki de kimbilir...
Merdiven çıkılır,Aidat ödenmez,Yönetici seçilmezdi.Hayat,Arkası yarın gibiydi,Kesintisizdi.Her gün yaşanacak bir şey vardı....Herkes kendi düşünü kurar,Kendi hayatını oynardı.ŞİMDİ
Herkes Yoğun,Yorgun Ve Tek başına...(Can Dündar)
eskiden küçük bir çocukken vazgeçemediğim bir çok şey vardı...Kontra pedal bisikletim mesela...
oyuncaklarım vardı,almancı komşunun getirdiği, yatarken bile yorganım altında saklardım :)
Sokaklarda don lastiği ile çeşitli lastik oyunlar oynardık..arkadaşlarım canım hiç ayrılmıcaz diye konuşur hep öğretmen doktor olacağız diye havalar atardık, ben gazeteci olacaktım :))
oysa şimdi hayat hepimizi başka yerlere savurdu...!
Eve geç kalınca annem babam gelene kadar sokakta kalma cezası verirdi, valla korkarak beklerdim babacım kızmazdı yinemi dışarda kaldın derdi :) İnatçıydım, çiçek koklayacağım diye 2. kattan düştüm :) koklamasam olmazdı sanki, ağaçlardan çaldığım elmaları yıkamadan yediğimden zehirlenmiştim :)) hatta hızlı sallanan salıncaktan hava olsun diye durdurmadan süperrr bir atlayışla inmek vardı ki hala başımın önünde saçlarımla örttüğüm bir kafa yarığım...
Deliliklerim vardı nerde ne yapacağımı kestiremezlerdi hiç umulmadık anlarda herkesi delirtirdim....eskiden küçük bir çocukken bunlar gibi sayamadığım bir dolu yaşadıklarım..
ama hepsi geride kaldı...eski günleri özleyip iç geçirmek çok zor...eski günleri özleyen herkese...
Sanırım bir çoğumuz çocukluğunun tüplü çikolatasını, kısa eteğini-şortunu, leblebi tozunu, kaldırımda çatapat patlatmalarını, koşturmasını, patavatsızlığını, şekerlerini, misketlerini kaybetti...ama insan istedikçe içindeki çocuk hep yaşama...lı.... büyümenin getirdiği sorumluluklar...yada büyük olmanın avantajları ile içindeki çocuğu beslemeye çalışmalı...O da benim sonuçta....
kayıplarımız kazançtır belki de kimbilir...
Hayatta katlanılamayacak tek şey hayatta her şeyin katlanılabilir olması demişti biri bir zamanlar...
Daracık sokaklarda, yüksek apartmanların manzarasız pencerelerinin birbirine baktığı; özel hayatın, mahremiyetin giderek aradan çekildiği bir çağın insanları olarak katlanarak,birbiri üstüne binen hanelerde yaşamaktayız.
Eskiden haneler üst üste dizilmiş değildi,her birinin bahçesi,taşlıkları,avluları vardı.Bu evlerde,ışığı da, havayı da daha ziyade bahçeden, avludan alır; hayata, nefes alıp verilen bu mekanlardan bağlanılırdık. şimdi ise katlarda yaşamaktan çok insanlara katlanıyoruz...
Kimseye toleransımız yok aslında hiçbirimizin, katlanıyoruz sadece. "yüz yüze bakıyoruz" diye bir lafımız var mesela, yüz yüze baktığımız insanlara katlanıyoruz, ses çıkarmıyoruz; ama hoş gördüğümüzden, makul yaklaşıp kabul etttiğimizden değil; sadece gücümüz yetmiyor genelde değiştirmeye....
"insan, katlanabileceğinden ya da katlanması gerekenden çok daha fazlasını yapıyor ve çok daha fazlasına yol açıyor. Her şeye katlanabileceğini işte böyle keşfediyor."
Eskiden haneler üst üste dizilmiş değildi,her birinin bahçesi,taşlıkları,avluları vardı.Bu evlerde,ışığı da, havayı da daha ziyade bahçeden, avludan alır; hayata, nefes alıp verilen bu mekanlardan bağlanılırdık. şimdi ise katlarda yaşamaktan çok insanlara katlanıyoruz...
Kimseye toleransımız yok aslında hiçbirimizin, katlanıyoruz sadece. "yüz yüze bakıyoruz" diye bir lafımız var mesela, yüz yüze baktığımız insanlara katlanıyoruz, ses çıkarmıyoruz; ama hoş gördüğümüzden, makul yaklaşıp kabul etttiğimizden değil; sadece gücümüz yetmiyor genelde değiştirmeye....
"insan, katlanabileceğinden ya da katlanması gerekenden çok daha fazlasını yapıyor ve çok daha fazlasına yol açıyor. Her şeye katlanabileceğini işte böyle keşfediyor."
14 Temmuz 2010 Çarşamba
Veeee yaş 29 daha ömrüm varmı bilmem ama yolun yarısına daha da bi yaklaştım sanki!!
Yaş 29 daha ömrüm varmı bilmem ama yolun yarısına daha da bi yaklaştım sanki!!
Hayatımda Güzel günler de gördüm, acı günleri de yaşadım. Huzurlu bir yaşantı için Harika dostlar tanıdım, gereksiz arkadaşları da hayatımdan çıkardım. Yaşadığım bütün güzel anlarımı unutulmaz kılmaya çalışırken, kötüleri de maziye gömdüm. Güldüm, eğlendim, mutlu oldum, acı çektim, mutsuz oldum, hıçkıra hıçkıra ağladım, hayata küfür ettim, affettim, zaman zaman sitem ettim, Ama yaşamaktan vazgeçmedim..İnsan anne , babasını,kardeşini,kızını seçemez ya ama tekrar dünyaya gelsem, aynı anne babadan doğmak isterdim..yine arkadaşlarımın yani sizlerin yanımda olmasını isterdim.. İyiki Gelmişiz Bu dünyaya :)
Keşkelerimizi İyikilere Çevirmek Dileği İle...
Hayatımda Güzel günler de gördüm, acı günleri de yaşadım. Huzurlu bir yaşantı için Harika dostlar tanıdım, gereksiz arkadaşları da hayatımdan çıkardım. Yaşadığım bütün güzel anlarımı unutulmaz kılmaya çalışırken, kötüleri de maziye gömdüm. Güldüm, eğlendim, mutlu oldum, acı çektim, mutsuz oldum, hıçkıra hıçkıra ağladım, hayata küfür ettim, affettim, zaman zaman sitem ettim, Ama yaşamaktan vazgeçmedim..İnsan anne , babasını,kardeşini,kızını seçemez ya ama tekrar dünyaya gelsem, aynı anne babadan doğmak isterdim..yine arkadaşlarımın yani sizlerin yanımda olmasını isterdim.. İyiki Gelmişiz Bu dünyaya :)
Keşkelerimizi İyikilere Çevirmek Dileği İle...
Avrupa Genç Erkekler Takım Şampiyonası 4-10 Temmuz’ da Klassis Golf&Country Club’da sonuçlandı..
Golfte; Avrupa Genç Erkekler Takım liginin şampiyonu Belçika oldu..!
Ülkelerinde en iyi golf oynayan 18 yaş altı erkek şampiyonların katıldığı “Avrupa Genç Erkekler Takım Şampiyonası (European Boys’ Team Championship) büyük bir heyecan ve çekişmeye sahne olan final turnuvası ile sona erdi. Klassis Golf Kulübü’nde gerçekleştirilen ve beş gün devam eden turnuvada ilk iki gün 724 vuruşla 8. sırada olan Belçika, üç gün süresince oynanan mach play sonunda lider gurubuna son sıradan katılarak, 3 günlük zorlu matchplay rauntlarında Avusturya, Danimarka ve finalde de Norveç’i yenerek şampiyon oldu. Böylelikle Norveç 2. olurken, Danimarka da onları izleyen 3. takım oldu.
Klassis Golf & Country Club’ın ev sahipliğinde 4 Temmuz’da start alan ve 10 Temmuz Cumartesi günü sona eren Avrupa Genç Erkekler Takım Şampiyonası’nda (European Boys’ Team Championship) İlk iki günkü sıralama rauntlarında (6-7 Temmuz), Norveç’ten Kristoffer Ventura iki gün toplamında 134 (-10) vuruşla bireysel kategoride birinci oldu.
Avrupa'dan 20 ülkenin katılımı ile gerçekleşen turnuvada ilk 16’ ya giren ülkeler; Belçika, Norveç, Danimarka, İtalya, Avusturya, Fransa, Hollanda, İngiltere, İspanya, İrlanda, İskoçya, Portekiz, Almanya, Çek Cumhuriyeti, Finlandiya, İsviçre oldu. Türkiye, Galler, Slovenya ve İsveç ise bu şampiyonada turu atlayamadı. Önümüzdeki yıl Avrupa Genç Erkekler Şampiyonası Çek Cumhuriyeti'nde düzenlenecek.
Ülkelerinde en iyi golf oynayan 18 yaş altı erkek şampiyonların katıldığı “Avrupa Genç Erkekler Takım Şampiyonası (European Boys’ Team Championship) büyük bir heyecan ve çekişmeye sahne olan final turnuvası ile sona erdi. Klassis Golf Kulübü’nde gerçekleştirilen ve beş gün devam eden turnuvada ilk iki gün 724 vuruşla 8. sırada olan Belçika, üç gün süresince oynanan mach play sonunda lider gurubuna son sıradan katılarak, 3 günlük zorlu matchplay rauntlarında Avusturya, Danimarka ve finalde de Norveç’i yenerek şampiyon oldu. Böylelikle Norveç 2. olurken, Danimarka da onları izleyen 3. takım oldu.
Klassis Golf & Country Club’ın ev sahipliğinde 4 Temmuz’da start alan ve 10 Temmuz Cumartesi günü sona eren Avrupa Genç Erkekler Takım Şampiyonası’nda (European Boys’ Team Championship) İlk iki günkü sıralama rauntlarında (6-7 Temmuz), Norveç’ten Kristoffer Ventura iki gün toplamında 134 (-10) vuruşla bireysel kategoride birinci oldu.
Avrupa'dan 20 ülkenin katılımı ile gerçekleşen turnuvada ilk 16’ ya giren ülkeler; Belçika, Norveç, Danimarka, İtalya, Avusturya, Fransa, Hollanda, İngiltere, İspanya, İrlanda, İskoçya, Portekiz, Almanya, Çek Cumhuriyeti, Finlandiya, İsviçre oldu. Türkiye, Galler, Slovenya ve İsveç ise bu şampiyonada turu atlayamadı. Önümüzdeki yıl Avrupa Genç Erkekler Şampiyonası Çek Cumhuriyeti'nde düzenlenecek.
13 Temmuz 2010 Salı
İyiki doğmuşum...
Yağdıktan sonra burnuma gelen mis gibi toprak kokusunu...Çıplak ayaklarımla, üzerine sabah erkenden çiğ damlaları düşmüş yemyeşil çimenlerde yürümeyi...Kek kalıbına boşaltılan hamurun kasede kalanını parmaklarımla sıyırmayı..Kızartmış ekmek kokuları eşliğinde sabaha uyanmayı...Güneşi batırırken bir deniz kenarında mis gibi deniz kokusunu içime çekerek nefes almayı, vermeyi...Topaç kızımı, anneşkomu, babişkomu, içimdeki büyümeye hiç niyeti olmayan çocuğu...çılgınlar gibi dans etmeyi, kimseyi ve hiçbirşeyi umursamadan...saatlerce kendi kendime, evimde...çiçek koklamayı,,,mis gibi kokulu banyo şampuanları kullanmayı,mis gibi kokmayı...mis gibi kalmayı, kendimi...herşeyimle her şekilde her durumda "iyi"ye olan bu güçlü inancımı...gelecek güzel günleri, denizin içinde olmayı...denizin üzerinde olmayı, denizle olmayı.."derya" olmayı..birilerini gülümsetebilmeyi..sallantılı küpeleri, kocaman saatleri...parfüm küpünden çıkmayı..yemek pişirmeyi...okuduğum kitaplardan notlar almayı...sonra birgün tam da ihtiyaç olduğunda onları uygun şekilde kullanabilmeyi...pazar günlerini aylardan temmuzu...herşeye rağmen Hayat seni seviyorum...iyiki doğmuşum...iyiki onların kızı, iyiki onun ablası...iyiki hazalımın annesi olmuşum...iyiki gülmüş ve ağlamışım...iyiki doğmuş herkes :))
12 Temmuz 2010 Pazartesi
KKTC İptal Edilen Jennifer Lopez Konseri Hakkında!
Arkadaşlar merhaba,
Eminimki aramızdaki hemen herkesin bir facebook hesabı vardır, kimimiz facebook sitesini arkadaşlarını veya geçmiş hayatlarındaki insanları bulmak için kullanırken kimimizde Cem Yılmaz' ın dediği gibi "Ben de herkes gibi merak ettim ve siteye girdim. Ama bir daha girmem. Neymiş herkes eski arkadaşını bulacakmış. İlkokul arkadaşın 20 yıl sonra karşına çıkıp 'Ben hiç değişmedim' diyor. Sanki hâlâ ilkokul önlüğü taşıyor. Hem 20 yıl sonra hiç değişmemiş bir adamla ne konuşacağım?" gibi espirili bir dille uzak kalmayı tercih edebilir..
Güvenliği yada gerekliliği tartışıladursun, asıl konuya gelelim. Son birkaç gündür basında sıkça yer alan şarkıcı Jennifer Lopez'in K.K.T.C. konserini iptal ettiği konuşuluyor, birçoğumuz bunda ne var diye düşünebilir ama sosyal paylaşım sitelerinde durum hiç te öyle sanıldığı gibi değil, facebook ve fan sayfasında yazılanlar olayın farklı boyutunu gösteriyor.
Resmi internet sitesinde yapılan açıklamada Jennifer Lopez; insan haklarını kötüye kullanmakla ilintili herhangi bir devleti, yasayı veya rejimi asla bilerek desteklemez. Lopez, Kıbrıs ile alakalı olarak yapılan tam bir incelemenin ardından, danışmanlarıyla birlikte çekilme kararı aldı. Bu bir takım kararıdır ve bölgedeki politik gerçeklere olan hassasiyetimizi yansıtmaktadır' denildi. ilginç değil mi ?
Bence Kıbrıslı Rumlar eğer 3 milyon dolar karşılığında K.K.T.C. de verilecek bir konseri iptal ettirebiliyorlarsa bu bir " Halk Çalışması" dır. Aslına bakarsanız 3 milyon dolar da az para değil zaten açılacak olan otelde bu olay için dava açmaya hazırlanıyor.
Neyse; aşağıdaki linkten JL in facebook ve fan sitesinde rumlar tarafından yapılan bir dolu hakaret içerikli mesajlar da yer almakta. Kimseye zorla konser verdirmek değil derdimiz fakat K.K.T.C. nin , ve o zorunlu harekatı yapmak zorunda kalan Türkiye Cumhuriyeti' nin ve karalanmasına, iftira atılmasına izin de vermemeliyiz!
Facebook sayfalarının sol alt köşesinde " sayfayı şikayet et " şeklinde bir bölüm ve oradaki seçenekler arasında da " ırkçı ve nefret söylemi " seçeneği var bu seçeneği işaretleyerek tepkimizi dile getirelim. JL e Kıbrıslı Rumlar bir hafta da 7000 mail göndermişler ve konser ondan iptal edilmiş ..
aşağıdaki linkten jennifer lopez in sayfalarına ulaşabilir ve bu durumu protesto edebilirsiniz.
http://www.facebook.com/jenniferlopez
http://www.jenniferlopez.com/community/fan-activity
Eminimki aramızdaki hemen herkesin bir facebook hesabı vardır, kimimiz facebook sitesini arkadaşlarını veya geçmiş hayatlarındaki insanları bulmak için kullanırken kimimizde Cem Yılmaz' ın dediği gibi "Ben de herkes gibi merak ettim ve siteye girdim. Ama bir daha girmem. Neymiş herkes eski arkadaşını bulacakmış. İlkokul arkadaşın 20 yıl sonra karşına çıkıp 'Ben hiç değişmedim' diyor. Sanki hâlâ ilkokul önlüğü taşıyor. Hem 20 yıl sonra hiç değişmemiş bir adamla ne konuşacağım?" gibi espirili bir dille uzak kalmayı tercih edebilir..
Güvenliği yada gerekliliği tartışıladursun, asıl konuya gelelim. Son birkaç gündür basında sıkça yer alan şarkıcı Jennifer Lopez'in K.K.T.C. konserini iptal ettiği konuşuluyor, birçoğumuz bunda ne var diye düşünebilir ama sosyal paylaşım sitelerinde durum hiç te öyle sanıldığı gibi değil, facebook ve fan sayfasında yazılanlar olayın farklı boyutunu gösteriyor.
Resmi internet sitesinde yapılan açıklamada Jennifer Lopez; insan haklarını kötüye kullanmakla ilintili herhangi bir devleti, yasayı veya rejimi asla bilerek desteklemez. Lopez, Kıbrıs ile alakalı olarak yapılan tam bir incelemenin ardından, danışmanlarıyla birlikte çekilme kararı aldı. Bu bir takım kararıdır ve bölgedeki politik gerçeklere olan hassasiyetimizi yansıtmaktadır' denildi. ilginç değil mi ?
Bence Kıbrıslı Rumlar eğer 3 milyon dolar karşılığında K.K.T.C. de verilecek bir konseri iptal ettirebiliyorlarsa bu bir " Halk Çalışması" dır. Aslına bakarsanız 3 milyon dolar da az para değil zaten açılacak olan otelde bu olay için dava açmaya hazırlanıyor.
Neyse; aşağıdaki linkten JL in facebook ve fan sitesinde rumlar tarafından yapılan bir dolu hakaret içerikli mesajlar da yer almakta. Kimseye zorla konser verdirmek değil derdimiz fakat K.K.T.C. nin , ve o zorunlu harekatı yapmak zorunda kalan Türkiye Cumhuriyeti' nin ve karalanmasına, iftira atılmasına izin de vermemeliyiz!
Facebook sayfalarının sol alt köşesinde " sayfayı şikayet et " şeklinde bir bölüm ve oradaki seçenekler arasında da " ırkçı ve nefret söylemi " seçeneği var bu seçeneği işaretleyerek tepkimizi dile getirelim. JL e Kıbrıslı Rumlar bir hafta da 7000 mail göndermişler ve konser ondan iptal edilmiş ..
aşağıdaki linkten jennifer lopez in sayfalarına ulaşabilir ve bu durumu protesto edebilirsiniz.
http://www.facebook.com/jenniferlopez
http://www.jenniferlopez.com/community/fan-activity
7 Temmuz 2010 Çarşamba
Niye Ben Diyenlere...
NİYE BEN DİYENLERE
Efsane Wimbledon tenis oyuncusu Arthur Ashe AIDS`den ölmekteydi.
Dünyanın her köşesindeki hayranlarından mektuplar yağmaktaydı.
Bunlardan bir tanesi şöyle soruyordu:
"Neden Tanrı böylesine kötü bir hastalık için seni seçti?"
Arthur Ashe buna şu cevabı verdi:
Tüm dunyada...
50 milyon çocuk tenis oynamaya başlar,
5 milyon tenis oynamayı öğrenir
500,000 profesyonel tenisi öğrenir,
50,000 yarışmalara girer,
5,000 büyük turnuvalara erişir,
50`si Wimbledon`a kadar gelir,
4`u yarı finale,
2`si finale kalir.
Elimde şampiyonluk kupasını tutarken Tanrı`ya "Neden ben?" diye hiç
sormadım.
Ve bugün sancı çekerken, Tanrı`ya "Niye ben?" mi demeliyim?
Mutluluk insanı tatlı yapar
Zorluklar güçlü yapar,
Hüzün ise insan yapar,
Yenilgi mutevazi yapar,
Başarı insanı ışıldatır,
Ama yalnız Tanrı yolumuza devam etmemizi sağlar.
Tanrı`ya asla "Niye ben?" diye sormayın... Ne olacaksa olacak... O`nun
kendine has usulleri vardır... Hersey kendi iyiliği için olur...
Efsane Wimbledon tenis oyuncusu Arthur Ashe AIDS`den ölmekteydi.
Dünyanın her köşesindeki hayranlarından mektuplar yağmaktaydı.
Bunlardan bir tanesi şöyle soruyordu:
"Neden Tanrı böylesine kötü bir hastalık için seni seçti?"
Arthur Ashe buna şu cevabı verdi:
Tüm dunyada...
50 milyon çocuk tenis oynamaya başlar,
5 milyon tenis oynamayı öğrenir
500,000 profesyonel tenisi öğrenir,
50,000 yarışmalara girer,
5,000 büyük turnuvalara erişir,
50`si Wimbledon`a kadar gelir,
4`u yarı finale,
2`si finale kalir.
Elimde şampiyonluk kupasını tutarken Tanrı`ya "Neden ben?" diye hiç
sormadım.
Ve bugün sancı çekerken, Tanrı`ya "Niye ben?" mi demeliyim?
Mutluluk insanı tatlı yapar
Zorluklar güçlü yapar,
Hüzün ise insan yapar,
Yenilgi mutevazi yapar,
Başarı insanı ışıldatır,
Ama yalnız Tanrı yolumuza devam etmemizi sağlar.
Tanrı`ya asla "Niye ben?" diye sormayın... Ne olacaksa olacak... O`nun
kendine has usulleri vardır... Hersey kendi iyiliği için olur...
5 Temmuz 2010 Pazartesi
Küba Devriminin önderi Fidel Castro'nun son yazısı olan "Yanılmış olmayı o kadar isterdim ki" adlı makaleyi dikkatle okumanızı öneriyorum.
Küba Devriminin önderi Fidel Castro'nun son yazısı olan "Yanılmış olmayı o kadar isterdim ki" adlı makaleyi dikkatle okumanızı öneriyorum.
Castro; YANILMIŞ OLMAYI O KADAR İSTERDİM Kİ...
Yazdığım bu satırlar 26 Haziran Cumartesi günü Granma'da yayınlandığından sadece 32 gün sonra imparatorluğa gösterdiğimiz onurlu direniş olan 26 Temmuz gününü kutlayacağız.
İnsanlığın düşmanları her adımlarını ölçüp biçerek atıyorlar. Özellikle aklında sadece kâr hırsı ve hammadde olan, insanlığın ortak değerlerini gözardı eden ABD emperyalizmi.
16 Haziran günkü yazımda şunları yazmışım: "Bu cehennem habercisi gibi gelişmeler Dünya Kupası maçları arasında unutulup gidiyor, kimsenin umurunda olmaksızın."
Bu önemli spor olayı en çekişmeli aşamasına giriyor. 14 gün boyunca 32 ülkeden futbolcular ilk 16'ya girebilmek için çaba gösterdiler. Şimdi ise çeyrek finale, yarı finale ve finale kalabilmek için mücadele edecekler.
Futbol fanatizmi giderek artmakta, dünya üzerinde milyonlarca insanı etkisine almaya başladı bile.
Artık şunu sorabiliriz; kaçımız şu sıralarda ABD donanmasının en büyük uçak gemilerinden Harry S. Truman'ın beraberinde nükleer denizaltılarla birlikte Süveyş Kanalından geçerek İran Körfezine doğru yol almakta olduğunu biliyoruz?
ABD donanmasına eşlik eden gemiler arasında benzer ateş gücüne sahip İsrail savaş gemilerinin de olduğu bilinmekte. Bu donanma İran'a uygulanan abluka uyarınca ülkeye giriş çıkış yapan ticari gemileri arama yetkisine sahip olacak.
Hatırlanacağı gibi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, ABD'nin önerisi ve İngiltere, Fransa ile Almanya'nın desteğiyle çok ağır koşulları olan bir yaptırım kararı almıştı.
Diğer bir ağır yaptırım kararı da ABD Senatosundan çıkmıştı. Üçüncü ve en ağır yaptırım kararı ise Avrupa Birliği tarafından alındı. Bütün bu gelişmeler 20 Haziran gününden önce oldu. O dönemde Fransa Cumhurbaşkanı acil bir ziyaretle Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Dmitri Medvedev ile görüşmüş, Rusya'nın İran ile görüşerek durumun daha kötüye gitmesine engel olması istenmişti. Şimdi zaten İran açıklarında bulunan ABD donanmasına, ABD ve İsrail savaş uçaklarını taşıyan uçak gemisinin varması bekleniyor.
İşin en düşündürücü yanı ise ABD'nin Ortadoğudaki jandarması İsrail'in elinde son derece gelişmiş nükleer silahlar ve bunları kullanabilecek modern savaş uçaklarının bulunuyor olması.İran Şahı 1979 yılında tek bir silah atılmadan Ayetullah Humeyni tarafından devrilmişti. ABD, İran'a karşı savaş açan Irak'ı desteklemiş ve Irak tarafından İran ordusuna ve Devrim Muhafızlarına karşı kullanılan kimyasal silahları tedarik etmişti. O dönemler Bağlantısızlar Hareketinin lideri konumunda olan Küba bu konuyla ilgili bilgiye sahipti. Savaşın etkilerine maruz kalan sivillerin durumunu da çok iyi biliyorduk. Bugün İran Cumhurbaşkanı olan Mahmut Ahmedinejad o dönemde Devrim Muhafızları 6. Ordu komutanı olarak İran - Irak Savaşının en sıcak çatışmalarının yaşandığı batı cephesindeydi. Bugün 2010 yılında 31 yıldan sonra ABD ve İsrail devletleri, İran silahlı kuvvetlerininin milyonlarca askerini, hava, deniz ve kara kuvvetlerini ve Devrim Muhafızlarını hafife alıyor. Bu saydıklarıma 12-60 yaş arasındaki 20 milyon erkek ve kadın ile toplam 70 milyon nüfusa sahip, düzenli şekilde milis eğitimi alan bir toplumu ekleyin. ABD hükümeti bir plan uygulama çabasında. Buna göre
- kapitalist tüketime sahip çıkan bir siyasi muhalefet hareketi yaratılacak,
- İran halkı bölünecek ve
- İran'daki rejim devrilecek.
Ancak artık bu plan geçersizdir. Ülkelerine saldıran ABD ve İsrail savaş uçakları karşısında hiçbir İranlının ABD'den yana olacağı iddia edilemez.
Son gelişmeleri tahlil ettiğimde şöyle bir sonuca varmıştım;
- çatışma Kore yarımadasında başlayacak,
- burada çıkartılacak ikinci Kore Savaşından sonra ABD'nin İran'a ikinci müdahalesi başlatılacak.
Bugünden baktığımda ise çatışmaların sırasının değiştiğini görüyorum; silahlı saldırı önce İran'a karşı düzenlenecek.
Artık ABD özel harekat kuvvetleri ve istihbaratı tarafından batırıldığı bilinen Güney Kore savaş gemisi Cheonan'ı batırmakla suçlanan Kuzey Kore yönetimi ise İran'a saldırıldıktan sonra sırada kendilerinin olduğunu çok iyi biliyor.
Gamsız futbolseverler Dünya Kupası maçlarının tadını çıkarmaya baksın. Kahraman halkımıza, hayat ve umut dolu Küba gençliğine, o muhteşem çocuklarımıza ve daima iyi geleceklerini aklımızdan çıkartmadığımız insanlığa şunları söylemeyi görev addediyorum; bu gelişmeler bizi hiçbir şekilde şaşırtmıyor.
Sadece, bir kaç bin yıl içinde insanoğlu tarafından gerçekleştirilen sayısız hayallere ve geliştirilen uygarlığa acıyorum.
Devrimci hayallerimiz gerçekleşmeye ve anavatanımız ayakları üzerinde doğrulmaya başlamışken, "yanılmış olmayı o kadar isterdim ki!"
Fidel Castro Ruz
24 Haziran 2010
21:34
Castro; YANILMIŞ OLMAYI O KADAR İSTERDİM Kİ...
Yazdığım bu satırlar 26 Haziran Cumartesi günü Granma'da yayınlandığından sadece 32 gün sonra imparatorluğa gösterdiğimiz onurlu direniş olan 26 Temmuz gününü kutlayacağız.
İnsanlığın düşmanları her adımlarını ölçüp biçerek atıyorlar. Özellikle aklında sadece kâr hırsı ve hammadde olan, insanlığın ortak değerlerini gözardı eden ABD emperyalizmi.
16 Haziran günkü yazımda şunları yazmışım: "Bu cehennem habercisi gibi gelişmeler Dünya Kupası maçları arasında unutulup gidiyor, kimsenin umurunda olmaksızın."
Bu önemli spor olayı en çekişmeli aşamasına giriyor. 14 gün boyunca 32 ülkeden futbolcular ilk 16'ya girebilmek için çaba gösterdiler. Şimdi ise çeyrek finale, yarı finale ve finale kalabilmek için mücadele edecekler.
Futbol fanatizmi giderek artmakta, dünya üzerinde milyonlarca insanı etkisine almaya başladı bile.
Artık şunu sorabiliriz; kaçımız şu sıralarda ABD donanmasının en büyük uçak gemilerinden Harry S. Truman'ın beraberinde nükleer denizaltılarla birlikte Süveyş Kanalından geçerek İran Körfezine doğru yol almakta olduğunu biliyoruz?
ABD donanmasına eşlik eden gemiler arasında benzer ateş gücüne sahip İsrail savaş gemilerinin de olduğu bilinmekte. Bu donanma İran'a uygulanan abluka uyarınca ülkeye giriş çıkış yapan ticari gemileri arama yetkisine sahip olacak.
Hatırlanacağı gibi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, ABD'nin önerisi ve İngiltere, Fransa ile Almanya'nın desteğiyle çok ağır koşulları olan bir yaptırım kararı almıştı.
Diğer bir ağır yaptırım kararı da ABD Senatosundan çıkmıştı. Üçüncü ve en ağır yaptırım kararı ise Avrupa Birliği tarafından alındı. Bütün bu gelişmeler 20 Haziran gününden önce oldu. O dönemde Fransa Cumhurbaşkanı acil bir ziyaretle Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Dmitri Medvedev ile görüşmüş, Rusya'nın İran ile görüşerek durumun daha kötüye gitmesine engel olması istenmişti. Şimdi zaten İran açıklarında bulunan ABD donanmasına, ABD ve İsrail savaş uçaklarını taşıyan uçak gemisinin varması bekleniyor.
İşin en düşündürücü yanı ise ABD'nin Ortadoğudaki jandarması İsrail'in elinde son derece gelişmiş nükleer silahlar ve bunları kullanabilecek modern savaş uçaklarının bulunuyor olması.İran Şahı 1979 yılında tek bir silah atılmadan Ayetullah Humeyni tarafından devrilmişti. ABD, İran'a karşı savaş açan Irak'ı desteklemiş ve Irak tarafından İran ordusuna ve Devrim Muhafızlarına karşı kullanılan kimyasal silahları tedarik etmişti. O dönemler Bağlantısızlar Hareketinin lideri konumunda olan Küba bu konuyla ilgili bilgiye sahipti. Savaşın etkilerine maruz kalan sivillerin durumunu da çok iyi biliyorduk. Bugün İran Cumhurbaşkanı olan Mahmut Ahmedinejad o dönemde Devrim Muhafızları 6. Ordu komutanı olarak İran - Irak Savaşının en sıcak çatışmalarının yaşandığı batı cephesindeydi. Bugün 2010 yılında 31 yıldan sonra ABD ve İsrail devletleri, İran silahlı kuvvetlerininin milyonlarca askerini, hava, deniz ve kara kuvvetlerini ve Devrim Muhafızlarını hafife alıyor. Bu saydıklarıma 12-60 yaş arasındaki 20 milyon erkek ve kadın ile toplam 70 milyon nüfusa sahip, düzenli şekilde milis eğitimi alan bir toplumu ekleyin. ABD hükümeti bir plan uygulama çabasında. Buna göre
- kapitalist tüketime sahip çıkan bir siyasi muhalefet hareketi yaratılacak,
- İran halkı bölünecek ve
- İran'daki rejim devrilecek.
Ancak artık bu plan geçersizdir. Ülkelerine saldıran ABD ve İsrail savaş uçakları karşısında hiçbir İranlının ABD'den yana olacağı iddia edilemez.
Son gelişmeleri tahlil ettiğimde şöyle bir sonuca varmıştım;
- çatışma Kore yarımadasında başlayacak,
- burada çıkartılacak ikinci Kore Savaşından sonra ABD'nin İran'a ikinci müdahalesi başlatılacak.
Bugünden baktığımda ise çatışmaların sırasının değiştiğini görüyorum; silahlı saldırı önce İran'a karşı düzenlenecek.
Artık ABD özel harekat kuvvetleri ve istihbaratı tarafından batırıldığı bilinen Güney Kore savaş gemisi Cheonan'ı batırmakla suçlanan Kuzey Kore yönetimi ise İran'a saldırıldıktan sonra sırada kendilerinin olduğunu çok iyi biliyor.
Gamsız futbolseverler Dünya Kupası maçlarının tadını çıkarmaya baksın. Kahraman halkımıza, hayat ve umut dolu Küba gençliğine, o muhteşem çocuklarımıza ve daima iyi geleceklerini aklımızdan çıkartmadığımız insanlığa şunları söylemeyi görev addediyorum; bu gelişmeler bizi hiçbir şekilde şaşırtmıyor.
Sadece, bir kaç bin yıl içinde insanoğlu tarafından gerçekleştirilen sayısız hayallere ve geliştirilen uygarlığa acıyorum.
Devrimci hayallerimiz gerçekleşmeye ve anavatanımız ayakları üzerinde doğrulmaya başlamışken, "yanılmış olmayı o kadar isterdim ki!"
Fidel Castro Ruz
24 Haziran 2010
21:34
3 Temmuz 2010 Cumartesi
“Avrupa Genç Erkekler Takım Şampiyonası 4-10 Temmuz’ da Klassis Golf&Country Club’da
“Avrupa Genç Erkekler Takım Şampiyonası
(European Boys’ Team Championship)” 4-10 Temmuz’ da Klassis Golf&Country Club’da…
EGA (Avrupa Golf Birliği)’nin en önemli turnuvaları arasında yer alan European Boys’ Team Championship organizasyonun, EGA görevlileri tarafından yapılan gözlem ve incelemeler sonrasında Klassis Golf&Country Club’ın ev sahipliği yapacağı açıklandı. Ülkelerinde en iyi golf oynayan 18 yaş altı erkek şampiyonların katılacağı Avrupa Genç Erkekler Takım Şampiyonası (European Boys’ Team Championships) 4–10 Temmuz 2010 tarihlerinde düzenlenecek.
İskoçya, Almanya, Avusturya, Fransa, Finlandiya, Hollanda, Belçika, İspanya, İsveç, İsviçre, İngiltere, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, İrlanda, İtalya, Norveç, Portekiz, Galler, Slovenya ve Türkiye’nin yer aldığı Avrupa'dan 20 ülke katılacak. Toplam 120 sporcunun mücadele edeceği yarışmada, Türkiye ‘yi Klassis Golf Kulübü’ nden Koray Varlı, Güray Yazıcı, Gencay Asan, Çağatay Ural ve Kemer Golf Kulübü’ nden Yankı Kalfa ile ferdi olarak katılan oyuncu Emil Özeke temsil edecek.
Bir yıl önceki turnuvada Danimarka Milli Takımı’nın şampiyonluğu elde ettiği, Türkiye’ de ilk kez Klassis Golf & Country Club ev sahipliğinde ve 20 ülkenin katılımıyla gerçekleşecek şampiyona;
- 4 – 5 Temmuz resmi antrenman rauntları,
- 6 – 7 Temmuz strokeplay rauntları,
- 8 – 10 Temmuz Matchplay rauntları
olmak üzere 2 gün antrenman, 5 gün yarışma olmak üzere toplamda 7 gün boyunca devam edecek.
Bugüne kadar ulusal ve uluslararası sayısız organizasyonda golfün en iyilerini ağırlayan Klassis Golf & Country Club bünyesinde, tasarımını dünyanın en iyi profesyonel golf oyuncularından Tony Jacklin'in yaptığı, 18 çukurlu, 73 parlık ve 6072 metre uzunluğunda bir Şampiyona Golf Sahası bulunduruyor. Türkiye’nin uluslararası standartlardaki ilk golf sahası olan Klassis Golf&Country Club’ ta, golf tutkunlarına bu özel sporun keyfini doyasıya yaşatacak 4 adet par 3, 5 adet par 5, 9 adet par 4’lük parkur yer alıyor. Tesis içinde bulunan 9 çukurlu, 27 parlık ve 851 metre uzunluğundaki Akademik saha ise bu spora yeni başlayan golf meraklılarına ve genç golfçülere hizmet veriyor.
(European Boys’ Team Championship)” 4-10 Temmuz’ da Klassis Golf&Country Club’da…
EGA (Avrupa Golf Birliği)’nin en önemli turnuvaları arasında yer alan European Boys’ Team Championship organizasyonun, EGA görevlileri tarafından yapılan gözlem ve incelemeler sonrasında Klassis Golf&Country Club’ın ev sahipliği yapacağı açıklandı. Ülkelerinde en iyi golf oynayan 18 yaş altı erkek şampiyonların katılacağı Avrupa Genç Erkekler Takım Şampiyonası (European Boys’ Team Championships) 4–10 Temmuz 2010 tarihlerinde düzenlenecek.
İskoçya, Almanya, Avusturya, Fransa, Finlandiya, Hollanda, Belçika, İspanya, İsveç, İsviçre, İngiltere, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, İrlanda, İtalya, Norveç, Portekiz, Galler, Slovenya ve Türkiye’nin yer aldığı Avrupa'dan 20 ülke katılacak. Toplam 120 sporcunun mücadele edeceği yarışmada, Türkiye ‘yi Klassis Golf Kulübü’ nden Koray Varlı, Güray Yazıcı, Gencay Asan, Çağatay Ural ve Kemer Golf Kulübü’ nden Yankı Kalfa ile ferdi olarak katılan oyuncu Emil Özeke temsil edecek.
Bir yıl önceki turnuvada Danimarka Milli Takımı’nın şampiyonluğu elde ettiği, Türkiye’ de ilk kez Klassis Golf & Country Club ev sahipliğinde ve 20 ülkenin katılımıyla gerçekleşecek şampiyona;
- 4 – 5 Temmuz resmi antrenman rauntları,
- 6 – 7 Temmuz strokeplay rauntları,
- 8 – 10 Temmuz Matchplay rauntları
olmak üzere 2 gün antrenman, 5 gün yarışma olmak üzere toplamda 7 gün boyunca devam edecek.
Bugüne kadar ulusal ve uluslararası sayısız organizasyonda golfün en iyilerini ağırlayan Klassis Golf & Country Club bünyesinde, tasarımını dünyanın en iyi profesyonel golf oyuncularından Tony Jacklin'in yaptığı, 18 çukurlu, 73 parlık ve 6072 metre uzunluğunda bir Şampiyona Golf Sahası bulunduruyor. Türkiye’nin uluslararası standartlardaki ilk golf sahası olan Klassis Golf&Country Club’ ta, golf tutkunlarına bu özel sporun keyfini doyasıya yaşatacak 4 adet par 3, 5 adet par 5, 9 adet par 4’lük parkur yer alıyor. Tesis içinde bulunan 9 çukurlu, 27 parlık ve 851 metre uzunluğundaki Akademik saha ise bu spora yeni başlayan golf meraklılarına ve genç golfçülere hizmet veriyor.
12 Haziran 2010 Cumartesi
Uyku

Gece alınan iyi bir uykuya ek olarak öğle araları yapılan şekerlemenin pozitif etkisi
Kaliteli ve düzenli uykunun beden sağlığı ve zindeliği açısından önemi çok uzun zamandır birçok kişinin farkında olduğu bir şey. Bilim insanları son yıllarda yaptıkları çalışmalarla özellikle uyku ve zihinsel performans ilişkisi üzerinde yoğunlaştılar. Bu çalışmalarda gece alınan iyi bir uykuya ek olarak öğle araları yapılan şekerlemelerin, kişinin hafıza ve düşünsel performansları üzerinde pozitif etkisi olduğu gösteriliyor.
Uykuya ek olarak rüya görmenin öğrenme üzerindeki katlayıcı etkileri
Beth Israel Deaconess Tıp Merkezi’ndeki (BIDMC) bilim insanları liderliğinde gerçekleştirilen güncel bir çalışma ise, uykuya ek olarak rüya görmenin öğrenme üzerindeki katlayıcı etkilerini açığa çıkarıyor. Yüz yıldır bilim insanları rüya görmenin şifresini çözmeye çalışıyorlar. Niçin ve nasıl rüya görülür, her bir rüya evresinde tam olarak neler olur gibi sorular uzun yıllardır araştırmacıları meşgul eden konular arasında yer alıyor.Rüya görme, aslında beynin yeni bilgileri işleme, birleştirme ve anlama metodu BIDMC tarafından yapılan ve sonuçları Current Biology dergisinde geçtiğimiz Nisan ayında yayımlanan bilimsel bir çalışma, rüya görmenin aslında beynin yeni bilgileri işleme, birleştirme ve anlama metodu olabileceği yönünde güçlü kanıtlar ortaya koyuyor. Çalışmada yer alan Harvard Tıp Fakültesi Psikiyatri Bölümü’nden Prof. Robert Stickgold rüyaların, uyku durumunda olan beynin anılar ve hafıza üzerinde – performans arttırıcı yollar bulmak da dahil - birden fazla seviyede işlem yaptığının göstergesi olduğunu belirtiyor.Current Biology dergisinde yayımlanan çalışmada 99 denek yer aldı ve kendilerine çözmeleri için bilgisayar ekranında üç boyutlu karmaşık bir labirent problemi verildi. Verilen görev, çıkış noktasına en kısa sürede ulaşabilmek. Deneklerin labirentin yerleşimini öğrenebilmeleri için bir saat boyunca pratik yapmalarına imkân verildi ve bu sürenin sonundaki performansları kaydedildi. Bir saat sonunda denekler iki gruba ayrıldılar İlk gruptakiler 90 dakikalık şekerleme yapacak, diğer gruptakiler ise uyanık kalmak koşuluyla bir takım sessiz aktiviteler gerçekleştirecekti. Labirentteki ilk antrenmandan beş saat sonra aynı labirent sorusu çözmeleri için tekrar deneklere verildi. Oldukça çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı. Şekerleme yapmayanlar - uyanık kaldıkları süre içinde labirent sorusunu düşündüklerini belirtenler dahil - herhangi bir gelişme gösteremediler. Şekerleme yapıp rüyasında labirent sorusu dışında şeyler görenlerle rüyalarını hatırlamayanlar az bir gelişme gösterirken, hem uyuyup hem de rüyasında labirent sorusu ile meşgul olanlarda etkileyici bir gelişme görüldü (uyuyup rüya görmeyenlerin gösterdiği gelişmenin 10 katı kadar).
Rüya görmenin gizemlerinden biri, öğrenme ve zihinsel performans üzerindeki etkileri bakımından bu çalışma ile ortaya çıkıyor. Sonuçları açısından bu bulgular, sınav maratonu nedeniyle ders çalışmaktan yorgun düşen öğrenciler ve profesyonel işi gereği yoğun zihinsel faaliyet içindeki kişiler için ayrı bir önem arz ediyor. Eğer siz de bu gruptaki kişilerdenseniz, bizden size bir tavsiye. Düzenli uyuyun ve fırsat buldukça şekerleme yapın.Çünkü uyumadan rüya görülmez!
Kaynak : Bilim ve Teknik - TÜBİTAK / Mayıs 2010 / Oğuzhan Vıcıl
Beyninizi genç tutan 7 öneri

Beyninizi genç tutan 7 öneri
Yıllar geçtikçe yaşınız ilerlese de beyninizi genç ve sağlıklı tutmak için bir şeyler yapabileceğinizi biliyor muydunuz? Bilim adamları, beynin daha iyi çalışmasını ve dinç kalmasını sağlamanın yollarını araştırdılar.
Reader's Digest dergisinde yayınlanan habere göre, işte beyninizi genç tutan yaşlanma karşıtı öneriler:
1. Hareket edin: Beyninizi sağlıklı tutmak için egzersiz yapın. Uzmanlar, aerobik egzersizin yanında ağırlık çalışmasının da işe yarayacağını söylüyorlar. Çalışmalar ise en iyi sonucun her iki egzersiz tipinin birlikte uygulanmasıyla alınabileceğini gösteriyor.
Yaşlanırken, nöron diye adlandırılan beyin hücreleriniz kendi arasındaki bağlantıyı kaybediyorlar. Bu bağlantılar ya da sinapslar düşünmek için gereklidir. Bazı araştırmalar da, aerobik egzersizin bazı zihinsel hastalıkları önleyebildiğini gösteriyor. Hatta hafızanızı eski haline getirdiği iddia ediliyor.
2. Beyninizi besleyin: Beyninizin daha iyi çalışmasının diğer yolu midenizden geçiyor. Zararlı serbest radikalleri etkisiz hale getiren antioksidan içeren gıdalar yemenin beyniniz için iyi olabileceği belirtiliyor. Fasulye, tam tahıllar, fındık, ceviz ve baharatların yanında çok renkli meyve ve sebzeler antioksidanlarla doludur.
3. Beyninizi hızlandırın: Beyniniz 30 yaşında yavaşlamaya başlıyor. Beyninizin öğrenen bir makine olduğunu söyleyen araştırmacılar, beyninizi hızlandırmak için egzersiz yapmanız gerektiğini belirtiyorlar. Beyninizi genç ve esnek tutmak için San Francisco'daki California Üniversitesi'nden Michael M. Merzenich tarafından geliştirilen yazılımı satın alabilir ya da sizi meşgul edecek ve heyecanlandıracak yeni aktiviteler yapabilirsiniz. Örneğin, pinpon oynayabilir, bulmaca çözebilir, yada yeni bir dil öğrenebilirsiniz.
4. Sakin kalın: Travmatik stres beyin hücreleriniz için iyi değildir. Stres, öğrenme ve hafıza gibi bilişsel süreçleri bozabiliyor ve insan yaşamının kalitesini sınırlandırabiliyor. Fiziksel egzersiz genellikle büyük fayda sağlar. Egzersiz, sizi sakinleştirebilir.
5. Beyninizi dinlendirin: Zihinsel gücünüzü dinlendirmenin en uç örneği uyku olabilir. Harvard Tıp Okulu'ndan araştırmacılar, ilginç çözümleri olan insanların koşullarını incelediler. Matematik problemleri de içeren araştırmada, iyi bir uykuyla dinlenen kişilerin ertesi gün problemleri çözmede iki kat daha iyi oldukları belirlendi.
6. Biraz gülün: Mizah, beynin haberci dopamin kullanan parçalarını harekete geçiriyor. Gülmek, beyin için zevklidir ve hatta bağımlılık yapıcıdır. Peki, mizah sizi daha akıllı yapar mı? Bunu söylemek için daha fazla araştırma yapılması gerektiğini söyleyen uzmanlar, ilk sonuçların ümit verici olduğunu belirttiler.
7. Yaşla birlikte olgunlaşma: Bilim adamları, bilgeliğin nörolojik seviyede nasıl işlediğini anlamaya başlıyorlar. Yaşlandıkça, milyonlarca küçük sosyal senaryolar ve gerçekler kayıt ediliyor ve bunlara yardım için istediğiniz zaman başvurabiliyorsunuz. Yaşlı insanlar problemleri çözmede daha iyidir. Çünkü kullanabilecekleri zihinsel bilgileri genç insanlardan daha fazladır.
alıntıdır...
11 Haziran 2010 Cuma
20 Haziran’da babanıza, Kızkulesi’nde güzel bir gün hediye edin!

Kızkulesi, tüm babaları kahvaltıya bekliyor...
Özel günlerin vazgeçilmez mekanı Kızkulesi, bütün babaları, zengin kahvaltı menüsünün canlı müzik eşliğinde sunulduğu, deniz ve martı sesleri eşliğinde unutulmaz bir Babalar Günü yaşamaya davet ediyor. Ayrıca bu özel günde babaya, Kızkulesi’nden çok özel armağan var.
Dünyada eşi benzeri olmayan konumu ile İstanbul’un incisi olan Kızkulesi, Babalar Günü için çok özel bir kahvaltı programı hazırladı. Zengin kahvaltı mönüsünü, canlı müzik eşliğinde sunan Kızkulesi’nin, bu özel günü, eşi ve çocuklarıyla birlikte İstanbul’un en özel mekanında geçiren şanslı babaya bir de armağanı olacak. Kızkulesi’nin Kahvaltı Programına katılan babalar arasında yapılacak çekiliş sonrası; bir şanslı baba, ailesiyle birlikte Klassis Resort Hotel’ de hafta sonu tatili kazanacak.
20 Haziran Pazar günü 09.00’da başlayıp tüm gün sürecek olan “Babamla Kahvaltı” nın kişi başı fiyatı 45 TL. Kahvaltıya gelen yetişkinlerin yanlarındaki 0-6 yaş arası minik misafirlerden kahvaltı ücreti alınmazken, 7-11 yaş arası çocuklar için yüzde 50 indirim uygulanıyor.
Bayanlar! Eşinize Kızkulesi’nde romantik bir sürpriz yapmak ister misiniz?
Evlilik tekliflerinin, yıl dönümlerinin ve ilan-ı aşkların mekanı olarak ilk akla gelen Kızkulesi’ nde eşinize sürpriz bir akşam yaşatın. Denizin ortasındaki eşsiz konumu, muhteşem boğaz manzarası, dalga sesleri, yakamozun bütünleştiği romantik bir gece ve Kızkulesi’nin maharetli ustalarınca hazırlanmış birbirinden lezzetli seçenekli menülerimize eşlik eden canlı müzik ile eşinize unutamayacağı bir Babalar Günü yaşatın.
Gündüzleri müze ve kafeterya, akşamları ise restaurant olarak hizmet veren Kızkulesi, özel günlerin de en özel mekanları arasında yer alıyor. Bu eşsiz mekanın 20 Haziran Babalar Günü programı ile ilgili detaylı bilgi ve rezervasyon için (0216) 342 47 47 ve 0 (532) 755 40 04 numaralı telefonları arayabilir veya www.kizkulesi.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)