ESKİDEN;Su musluktan içilir,Ağaçlara tırmanılırdı.Komşuda pişen Bize,Bizde pişen komşuya düşerdi.Sokaklar karanlık,Yıldızlar parlak olurdu.Turşu, salça, mantı Evde yapılır,Karpuz kuyuda soğutulurdu.
Merdiven çıkılır,Aidat ödenmez,Yönetici seçilmezdi.Hayat,Arkası yarın gibiydi,Kesintisizdi.Her gün yaşanacak bir şey vardı....Herkes kendi düşünü kurar,Kendi hayatını oynardı.ŞİMDİ
Herkes Yoğun,Yorgun Ve Tek başına...(Can Dündar)
eskiden küçük bir çocukken vazgeçemediğim bir çok şey vardı...Kontra pedal bisikletim mesela...
oyuncaklarım vardı,almancı komşunun getirdiği, yatarken bile yorganım altında saklardım :)
Sokaklarda don lastiği ile çeşitli lastik oyunlar oynardık..arkadaşlarım canım hiç ayrılmıcaz diye konuşur hep öğretmen doktor olacağız diye havalar atardık, ben gazeteci olacaktım :))
oysa şimdi hayat hepimizi başka yerlere savurdu...!
Eve geç kalınca annem babam gelene kadar sokakta kalma cezası verirdi, valla korkarak beklerdim babacım kızmazdı yinemi dışarda kaldın derdi :) İnatçıydım, çiçek koklayacağım diye 2. kattan düştüm :) koklamasam olmazdı sanki, ağaçlardan çaldığım elmaları yıkamadan yediğimden zehirlenmiştim :)) hatta hızlı sallanan salıncaktan hava olsun diye durdurmadan süperrr bir atlayışla inmek vardı ki hala başımın önünde saçlarımla örttüğüm bir kafa yarığım...
Deliliklerim vardı nerde ne yapacağımı kestiremezlerdi hiç umulmadık anlarda herkesi delirtirdim....eskiden küçük bir çocukken bunlar gibi sayamadığım bir dolu yaşadıklarım..
ama hepsi geride kaldı...eski günleri özleyip iç geçirmek çok zor...eski günleri özleyen herkese...
Sanırım bir çoğumuz çocukluğunun tüplü çikolatasını, kısa eteğini-şortunu, leblebi tozunu, kaldırımda çatapat patlatmalarını, koşturmasını, patavatsızlığını, şekerlerini, misketlerini kaybetti...ama insan istedikçe içindeki çocuk hep yaşama...lı.... büyümenin getirdiği sorumluluklar...yada büyük olmanın avantajları ile içindeki çocuğu beslemeye çalışmalı...O da benim sonuçta....
kayıplarımız kazançtır belki de kimbilir...